İdil Biret ve The Whitehall Orchestra
Dün gece İdil Biret ve The Whitehall Orchestra izlemek için Topkapı Sarayı avlusundaydık. Biraz bekleyerek de olsa içeri girdik ve o muhteşem avluda hemen minderlerimizi atarak obamızı kurduk. Obabaşı küçuk'un emriyle şarap kuyruğuna girdik, şaraplarımızı alıp obamıza yerleştik ve Doğan Hızlan'ı beklemeye başladık. Doğan Bey aramıza katılamadığından onun üstlendiği DJ'lik görevini Cem Mansur yerine getirdi. Cem Bey bize uzak gelen, sadece Can'ın daha önce dinlediği bazı müzikleri çaldı..
The Whitehall Orchestra ve ardından İdil Biret geldi ve gerçekten "Çaykovski, Şarap ve Günbatımı, başka söze gerek var mı?" sloganını hakeden harika bir konser oldu. Obabaşı küçuğun dizine uzanıp dalların arasından gökyüzünü seyrederken böyle bir konser dinlemek de benim için harika bir tecrübe oldu..
Biz içeride son derece harika bir konser izlerken dışarıda biriken bazı mâhluklar gecemizi mahvetmeye çalışmışlar, neyse ki bize yaklaşamadılar da şu güzel ortam bozulmadı. 2009 yılındayız ve ben ülkemden bu tarz grupların çoğunlukta olmasından dolayı utanıyorum, artık burada yaşamak, buraya ait olmaya çalışmak için çok fazla uğraş vermem gerekiyor ve buna değip değmeyeceğini bilmiyorum.. Önümüzde yaşanacak bir ömür var, onu da geri kalmış ve daha da geri gitmeye çalışan bu insanların arasında, onların tehditi altında geçirmek ne kadar doğru, bilmiyorum..
Bu noktadan sonra gitsek bile birçok parçamız burada kalacak, bu yüzden de akit, vakit, habervaktim (özellikle küçük harfle yazıyorum) insanlarına artık bir şey yapılması gerekiyor. Bu kaçıncı hedef göstermedir? Kaç can aldı bu adamlar? Kaç cana kast ettiler? Artık bu adamlar durdurulmalı, basın ve yargı ucu açık Ergenekon peşinde koşup dururken burada "cehaletin örgütü" elini kolunu sallayarak eylem planlıyor, câhilleri harekete geçirip can alıyor, canlara kast ediyor, savcıların artık bir şey yapması gerekiyor..
İdil Biret ve The Whitehall Orchestra'ya, Kayra'ya ve Kuçuk Baluk ile Lobiokafaya bu güzel gece için teşekkür ederim.
Jandarma nezaretinde oteline götürülmek zorunda kalan İdil Biret'e ve eşi Şefik Büyükyüksel'e de Türkiye adına bir özür borçluyuz.. Bu borcu yerine getirecekler bellidir, bekliyoruz..






























